2/13/2006 - Atatürk'ün Yadigarı ( bir öykü ) |
Atatürk'ün cebinden saat çıkarıp armağan ettiği çocuklardan biride küçük Altan'dır. 1937 Haziran ayında İstanbul da ünlü Park Otel'de , küçük Altan'la konuşmalarından duygulanan Atatürk, değerli saatini vererek onu da ödüllendirmiştir. Bu olaydan iki yıl sonra (1939) Galatasaray Lisesi'nin ilk okul bölümünde okuyan küçük Altan, yaşantısındaki bu mutlu olayı bir gazeteciye şöyle anlatmıştır.
"İstanbul, 1937 Haziran. O gece erken yatmıştım. Annem, teyzesinin oğlu ile eve dönerken, Park Otel'in önünde bir kalabalık görmüşler. Atatürk'ün orada olduğunu anlayınca içeri girmişler. Derken annemin aklına ben gelmişim. Ağabeyime:
"Altan'ı çağıralım demiş. Gece yarısı karyolamı biri sallıyordu, gözlerimi açtım, karşımda Etem Ağabeyim:
'Çabuk Altan'
'Ne var?'
'Seni Atatürk'e ***üreceğim'
Rüya görüyorum sandım.
'Atatürk mü? Ağabey beni aldatıyorsun. Atatürk gözle görülür mü hiç? Daha o zaman 6 yaşındaydım. Okula bile gitmiyordum. Anneme bazen sorardım:
'Anne Atatürk kimdir?
'Büyük adamdır'
'Büyük adamlar bizim gibi yer bizim gibi konuşurlar mı?' Ağabeyim böyle gece yarısı 'Seni Atatürk'e ***üreceğim' deyince,anneme sorduğum şeyler birer birer aklıma geldi. Onun için inanamadım:
'Hiç Atatürk gözle görülür mü?'
Fakat ağabeyim: 'Vallahi atmıyorum, kalk! 'deyince fırladım.
'Şimdi Atatürk'ü görecek miyim?'
'Göreceksin!'
Artık iyice inanmıştım. Çabucak giyindim. Park otele gittik. Gittik ama Atatürk'ü hemencecik göremedim. Bir çok adamlar etrafını sarmışlardı. Annem beni kucağına alarak kalabalık arasında onu bana göstermeye çalışıyordu. En sonunda, iki kişinin omuzları arasından başımı uzatarak baktım. Bakar bakmaz da:
'Aaaaa anne , işte Atatürk! 'diye bağırdım.
Derken Atatürk eli ile bir işaret yaptı. Bu işareti yaparken anneme doğru bakıyordu. Fakat annem dalmıştı farkında olmadı. Atatürk bir daha işaret etti. Annem bu işareti de görmeyince yüksek sesle yaverine emir verdi:
'Hanıma söyleyin, lütfen yanındaki çocuğu buraya göndersin.'
A! Gösterdiği çocuk bendim. Atatürk beni çağırıyordu. Annem ne yapacağını şaşırmış her tarafı titriyordu,bana:
'Haydi Altan koş! Atatürk'e git' dedi. Ama onunla nasıl konuşacağını bana öğretmedi. Zaten vakitte yoktu ki…
Ben büyük bir adam gibi Ata'nın huzuruna çıktım, hemen sarılıp iki elini birden öptüm. O sordu:
'En çok kimi seviyorsun bakayım, anneni mi,babanı mı?' hemen atıldım:
'Ben en çok seni severim' 'Atatürk olduğum için mi?'
'Evet'
'Ne yaptım ki bu kadar çok seviyorsun?'
'Düşmanları denize döktün. Memleketi sen kurtardım.' Dedim.
Beni masanın üzerine çıkararak etrafındakilere gösterdi ve :
'Ne sevimli çocuk değil mi?' sonra beni sevip okşadı:
'Büyüdüğün zaman ne olmak istersin?'
Amcam Mualla tayyareci idi. Aklıma geldi:
'Tayyareci olacağım' dedim.
Atatürk o zaman kulağıma eğilerek şu sözleri söyledi:
'Çocuğum sen ne tayyareci, ne mühendis,ne de doktor olma. Büyük adam ol.'
'Söyle bakayım: Büyük adam olacağım de'. Ben tekrar ettim.
'Büyük adam olacağım'
'Aferin çocuğum'.
Atatürk, o gece hep benimle ilgilendi bilmem böyle ne kadar yanında kalmıştım. Galiba sabah oluyordu. Bir aralık:
'Dur' dedi,
'Sana bir hediye vereyim'
Annemim, 'kimseden bir şey alma 'diye sıkı sıkıya tembih ettiği aklıma geldi. 'Teşekkür ederim. Ben bir şey istemem,sonra annem darılır' dedim. Ben bunu söylerken, Atatürk elini cebine sokmuştu. Oradan çıkardığı bir saati,kordonundan tutarak boynumdan geçirdi.
'İleride büyüdüğün zaman kullanır, beni hatırlarsın' Ayrılırken tekrar anlımdan öptü. 'Bu günden sonra sen benim çocuğumsun. Verdiğin sözü unutma…Çalışıp çabalayacak büyük adam olacaksın ha!'
Atatürk'ün Altan' a verdiği değerli saate ilgili olarak da Altan 'ın annesi Bayan Didar, aynı gazeteciye şu bilgileri vermiştir:
'Atatürk'ün hediyesini o geceden beri,canımız gibi saklıyoruz. İlk zamanlar maddi değeri hakkında bir fikrimiz yoktu. Sonra onu bir kuyumcuya gösterdik. Onbeşbin lira değer biçti. Ziraat bankasında saklanan saat o gün için masanın üzerindeydi. İki buçuk mm kalınlığında, som platin bir saat bu. Gene platinden yapılmış kordona takılı,iki ucu mor yakutla kaplanmış platin bir kalemi de var. Saatin üzerinde gayet ince bir yazı ile şunlar okunuyordu:
-Turhal Şeker Fabrikası -arkasında da Gazi Mustafa Kemal'in ilk harfleri GMK. 'Fakat bizce onun en büyük kıymeti Atatürk'ün yadigarı oluşudur. Altan' ın üzerine nasıl titrediğini bir görseniz.' Küçük Altan, Atatürk'ün hediye ettiği bu saati büyüdüğü zaman annesinden alıp kullanacakmış. Sordum:
'Atatürk'e verdiğin sözü unutmuyorsun değil mi?' 'Unutmuyorum. Mutlaka büyük adam olacağım. Karnemde hiç kırık numaram yok'
alıntıdır... |
|
11/24/2006 - SEN OKUMUŞ SAYILIRSIN |
| MELTEM KAPLAN tarafından gönderilmiştir. |
Atatürk'ün Etimesgut Köyü'nde yaşlı bir dostu vardı.Adam eski Rumeli göçmenlerindendi.Atatürk'le pek teklifsiz,senli benli konuşurlardı.
Fidan dikme,Ankara'yı ağaçlandırma ve yeşertme merakı,Atatürk'ü her gün çiftliğe çekiyordu.Toprakların bir bölümünde,türlü denemelere rağmen ağaç tutturulamamıştı.
Atatürk ısrarla,toprağı tahlil ettirip,çeşitli fidanları diktiriyordu.Hiçbiri istenen ve beklenen sonucu vermiyordu.
Atatürk'ün bu işle çok uğraşıp didindiğini ve bu yüzden çok da üzüldüğünü gören Etimesgutlu yaşlı adam, bir gün:
-A be paşam, dedi.Zor işlerden hoşlanırsın,olmayacağı oldurmak istersin ama bu toprak kıraçtır.Fidan tutmaz,niçin bu kadar zorlanırsın?
Atatürk:
-Mademki topraktır,mutlaka tutacak!...diye kestirip attı.
Yaşlı adam:
-Benim demin topraktır dediğime bakma,diye ekledi.Toprak dedimse, söz gelişi söyledim.Burası toprak olsaydı;dediğin doğru olurdu.Fakat bu toprak değil ki...
Her düşünceye saygı duyan Atatürk sordu:
-Ya nedir öyleyse?...
-Kayadır!...
-Amma yaptın ha? Bunca ziraat mühendisi baktı,topraktır,dediler!...
-Ne dediklerini bilmem.Fakat onlar habire bu toprağın yüzünde dolaşıyorlar.
Oysaki bu ince yüzün alt tarafı,boydan boya.düpedüz kayalıktır.İnanmazsan kazdır.
Atatürk.bu cahil fakat toprağın dilinden çok iyi anlayan deneyimli adamın sözünü dinledi.Toprağın değişik yerlerini kazdırdı.Nereye kazma vurulduysa,otuz,kırk santim altta yekpare,sert bir kayanın varlığı anlaşıldı.
Atatürk sordu:
-Neden bunu şimdiye kadar bana söylemedin?
-Sen okumuşların sözüne daha çok inanırsın da ondan!...
Atatürk:
-Bu sözüm doğrudur,dedi.Ben okumuşların sözüne daha çok inanırım.Fakat bu yaşa kadar toprakla uğraşansanada inanırım.Çünkü , bu işte sen de "okumuş sayılırsın!..." |
| Yazının Linki |
11/24/2006 - ATATÜRK |
| MELTEM KAPLAN tarafından gönderilmiştir. |
Türkü ölümden
Odur kurtaran
Odur yeniden
Türklüğü kuran.
Yaptığı ordu
Düşmanı kovdu.
Ulusu,yurdu
Odur yaratan.
Türkün dileği,
Onun ereği,
Yüce yüreği
Türklüğe vatan.
Bu memleketi,
Cumhuriyeti,
Canıyla etti,
Bize armağan.
Atamızsın sen
Adımızsın senden
Yürür izinden
Sana inanan.
Ülkün yürüsün
Türklük büyüsün
Sen Atatürk'sün!
Ey yüce başkan!.. |
| Yazının Linki |
11/26/2006 - SEL FELAKETİ |
| MELTEM KAPLAN tarafından gönderilmiştir. |
Güneydoğu Anadolu bölgemizde meydana gelen sel felaketinde onlarca vatandaşımız hayatını kaybetmiş,bunun yanında çok sayıda vatandaşımız da evsiz barksın kalmıştır.
Bölgede yaşayan ve felakete maruz kalan vatandaşlarımıza bu zor günlerinde yardım elimizi uzatmak her şeyden önce bir insanlık görevidir.
Bu manada Bağcılar Kaymakamlığı tarafından teşekkül ettirilen komite olarak İlçemiz genelinde bir yardım toplama kampanyası başlatmış bulunuyoruz.Bu kampanyaya sizinde destek vereceğinize gönülden inanıyor,sevgi ve saygılarımızı sunuyoruz |
| Yazının Linki |
11/26/2006 - AYSUN KÖYLÜ |
| Anonymous tarafından gönderilmiştir. |
BÜTÜN KIZLAR OLARAK SENİ ÇOK SEVİYORUZ.UMARIM SENDE BİZLERİ SEVİYORSUNDUR.
SINIFTA ÇOK BAŞARILI OLDUĞUNU BİLDİĞİMDEN BAŞARILARININ DEVAMINI DİLİYORUM.SEVGİLİ AYSUUN SENİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZZ......... |
| Yazının Linki |
1/24/2007 - Atam bnm yaa yüce Atam |
| Anonymous tarafından gönderilmiştir. |
| İşte Biz lerde Böyle Olmalıyız Bu Türkiyeyi O pkk ya Bırakıp Deliğimize saklanmamalıyız canlarını alana kadar uğraşmalıyız Uyan TÜRK EVLADI |
| Yazının Linki |
|
Atatürk hakkında herşeyi bulabilirsiniz
Atatürk'ün Hayatı
|